• ne yapıyorum lan ben burada hissi

    5.
    barmenlik yaptığım dönemler bara bi arkadaş geldi. hem çalışıp hem içiyorum bunla. hoş-beş muhabbet derken '' vay be, celil de evleniyor bugün '' dedi. celil de yıllarca görmediğim orta okul arkadaşım oluyor. '' ulan celil sen evlen var ya, düğününe gelip halay başı olmazsam namerdim '' demiştim zamanında. söz verdik tabii, aradan seneler geçti. celil evlenmiş star düğün salonunda. arkadaşa sordum hadi gidelim düğüne dedim. gitmem, o benimkine gelmedi dedi. üstelemedim, zaten benim kafam da bi milyon. bara baksın diye çağırdım patronun yeğenini, ben gittim tek başına düğüne. girdim içeri. kapı girişinde kolona yaslanıp ortamı kesiyorum. e tabi yıllardır barmenlik yaptığımız için de bazı mekanlarda alemci abiler tanıyor beni. gittiğim pavyonlar da falan hiç tanımadığım insanlar yan masadan içki ikram eder, meyve tabağı falan yollarlar. düğünde de '' o barmen'' diye seslendi biri. tebessüm edip el salladım. gel diye işaret etti adam, gittim masaya. merhaba merhaba tokalaştık. 4 tane abi ama kimseyi tanımıyorum. masaya çağıranı da böyle simayen tanır gibiyim. adını, şanını hiçbir şey bilmiyorum. hani okulda öğrenciler öğretmenin ismini bilir ama öğretmen tüm öğrencilerin ismini bilmez ya, öyleyim. tanımıyorum kimseyi. masa altından vodka cola koydu adam. ben bi ara ona cila niyetine bira ısmarlamışım, barda muhabbet etmişik onu anlatıyor. çerez bile vermişim adama. altta kalmam sıra bende buyur diyor.

    sarhoşum zaten. kafa aşırı güzel olunca söylemesi ayıp çırılçıplak denize atlayan biriyim. ne bok yediğimi bilmem içince. dayı içkiyi koyarken baktım pistte çiftler dans ediyor. celil de sarılmış geline o da dans ediyor. kilo almış baya celil. dayı baktı bana '' hangi taraftansın'' dedi. dedim damat tarafındanım dayı. okul arkadaşım olur. hımmm dedi. neyse dans bitti. gelinle damat oturdu yerine. takı merasimi bittiğinden kalkıp masalarında tebrik etmek istedim. müsaade isteyip kalktım yerimden. oyun havası çalmaya başladı, gürültü o biçim. yaklaştım celile. celil gerçekten baya şişmanlamış. okul zamanı celil'e cılız derdik. lakabı cılız'dı. şimdi ayı gibi olmuş. allah mesut etsin deyip bi celili bi gelini tebrik ettim. tebessüm ettiler. çıkardım 100 lira celil'e taktım. halay için geldim, unutmadım olim dedim. oturduğu yerden omzunu sıvazlıyorum celilin. eheh gülüyo celil. neyse dedim, geçtim dayıların masasına. sarhoşum sıkılmasınlar.

    dayılar anlatıyor ben dinliyorum. tavanın arasına sincap yuva yapmış tıkır tıkır gece uyutmuyo kerhaneciler diyor. ulan diyorum benim bu morukların arasında ne işim var, halay çalsa da gitsem diyorum. 3 taneymiş sincaplar. derken kalktım çalgıcılardan halay çalmasını rica ettim. onu mu bekleyeceğim.

    '' dayı benim damada sözüm var, halay çekip gidecem ben'' dedim. dur ben de geliyorum yeğen dedi. 2 dubleden sonra yeğeni oldum adamın. kalkıyor dayı ayağa. o da sarhoş. dedim bekle dayı. gittim salonun büfesinden selpak aldım. açtım tüm selpakları, sonra tuttum böyle mendil gibi hepsini, geçtim halayın başına. lülülülü sallıyorum bir sürü selpağı.
    dayıya da sarılmışım hafiften hafiften çekiyoruz halayı. bizi gören katıldı halaya. söylemesi ayıp çok da güzel halay başı olurum. iyice hızlandık. sonra celil'i de halaya kaldırdılar. çocuk halay başı olacaktı ama izin vermedim. '' sözüm var olummm '' diye kulağına bağırıyorum. neyse, celil de dayı ile benim arama geçti. ben en başta, celil benim omzumda, dayı celilin omzunda yardırıyoruz.

    ulan yardırırken şöyle baktım celilin boyu uzamış, normalde benim omzuma gelen çocukla hemen hemen aynı boydayız. otururken fark etmemişim. ulan dedim bu celil değil mi yoksa? çekiyorum halayı. çömelip kalkıyorum. çömelip çömelip kalkıyorum. güzel oynarım demiştim. ama içime de kurt düştü tabi, acaba diyorum ben yanlış düğün salonunda mıyım?

    çömeldikçe bakıyorum celile. dönüyorum etrafımda, lülülülülüülülülü savuruyorum mendilleri...

    abi kesin ben yanlış düğün salonundayım amk. bu celil değil lan . hem bana acaip acaip bakıyo . çocukları kovalıyorum pistten, gidin ezileceksiniz diyorum. halay hızlanıyor...

    kalktım ayağa tekrar sarıldım celilin omzuna. sırıtıyor celil. o bana bakıp sırıtırken dayı celile bakıp '' istersen ceketini çıkar ahmet'' dedi.

    ahmet mi?

    durdum beni itekliyorlar.
    ahmet mi dedi bu? sonra kendime gelip ritme ayak uydurmaya başladım. eğildim celilin kulağına '' senin adın ahmet mi?'' dedim. evetttttt diye bağırdı. aferim sana dedim. sallıyorum mendilleri lülülülülülülü...

    ulan benim burda ne işim var? yanlış düğünmüş.
    halay iyice hızlanmaya başladı. dayı yoruldu çıktı aradan. ben ahmetle yardırıyorum. ahmet kim abi?

    salondaki kadınlar da bize bakıyor. kameraman bizi çekiyor. ben çömelip çömelip kalkıyorum. elimde mendil. lüülülülülü...

    kafa güzel ya anasını satim halay biter bitmez '' oturmuyoruzzzzz'' deyip çiftetelli çalmaya başladılar.

    haydaaa onu da oynuyorum ahmetle. çalıyor şarkı; '' oyana da buyana da salla, evir çevir kıvır çevir sallaa... ''
    sallıyorum götü, olan olmuş zaten, herkes bize bakıyor.

    ulan biriniz de deyin dimi '' kardeş sen kimlerdensin '' diye. aldı 100 gaymeyi gıkı çıkmıyor ahmet beyefendinin. abi hakket benim burda ne işim var ya? deli gibi de oynuyorum şakkidi şakkidi.

    velhasılı kendi salaklığıma güle güle bitirdik oyunu. mutlu kal ahmet deyip gittim dayıların masaya. dayı dedim ben yanlış düğün salonuna gelmişim, gidiyom ben dedim. morukların bir gülüşü var kelimeler yetmez.

    bara gelen arkadaş star düğün salonu diye yanlış adres vermiş. e tabi sarhoşun mektubu okunmaz hesabı daldık biz de onun tarif ettiği yere. sonra oradan çıkıp celil'in düğününe gittim tabi. 100 metre ilerde başka bi salon orası. ama ne yalan söyleyeyim ahmet'in düğününden daha çok zevk aldım. helali hoş olsun verdiğim 100 lira. varsa çoluğundan çocuğundan ayrılmasın bu dünyada.

    mutlu kal la ahmet.
    oyana da bu yana da salla, evir çevir kıvır çevir salla. lülülülülülü...
    #36452329 :)
  • bensu soral sevişme sahnesi

    12.
    http://galeri.uludagsozluk.com/r/1400795/+

    _________

    http://galeri.uludagsozluk.com/r/1400796/+
    #36398336 :)
  • sözlük yazarlarının seviştiği insan sayısı

    84.
    sözlükteki abazan ergenler kıskanacak ama seviştiğim karıları böyle el ele tutuştursam yarısı pasaport çıkarmak zorunda kalır.

    bilmem anlatabildim mi ibneler.
    #36388555 :)
  • sözlük yakışıklılarının fotoğrafları

    1626.
    paylaşırsam beni paylaşamazsınız diye paylaşmak istemediğim paylaşımdır.

    evet efendim, sizi seviyorum sözlük kızları birbirinizle kötü olmanızı istemem.

    bu mallarla idare edin siz.
    #36388506 :)
  • insanı mutlu eden küçücük şeyler

    456.
    survivorda çamurlu yarışma olması veya sabunlu etaplar.

    onlar kaydıkça benim de kayasım geliyor.
    #36387130 :)
  • dünyanın en kısa fıkrası

    50.
    '' arkadaşlar düzelttiler ''

    zall.
    #36387102 :)
  • galatasaray ın uefa temalı yaptığı paylaşım

    1.
    koyu bir galatasaray taraftarı olarak beni derinden üzen bir paylaşımdır. beşiktaş uefa kupasında lion'a elenir elenmez sosyal medya hesabından bu göndermeyi yayınlıyorlar.

    allahın geri zekalıları.

    http://galeri.uludagsozluk.com/r/1399417/+

    https://www.instagram.com...9Yx/?taken-by=galatasaray

    haber: http://www.sporx.com/gala...-paylasimi-SXHBQ621005SXQ

    edit: iyi bir paylaşımdır diyenler var. abi siz manyak mısınız lan? başkasının mutsuzluğu ile mutlu olmak ancak karaktersiz insanların yapacağı bir işidir. kaldı ki rakip de yabancı ülkeden bir rakip. türkiye ligi olsa hadi neyse, tatlı atışmalar iyidir hoştur, olur. futbola da renk verir, olsundur.
    ama burası avrupa arenası. ergen misiniz amk? ohh iyi oldu ayakları yapılır mı ülke menfaati olan bir yerde. hem biliyor musunuz beşiktaş dün turu geçseydi bir daha ki sene takımlarımız ön eleme oynamayacaklardı. çünkü belçika takımları elenmişti. her şey lehimize işliyordu. bu galatasarın, fenerin, başakşehir'in artık kim hak ederse herkesin işine yarayacaktı. hem yaramasa ne olur amk. türk takımı yabancı bir takımla oynuyor aga. hani milliyetçiydiniz. hani önce vatandı koduklarım. bi top'a satıyorsunuz lan ülkeyi. mal herifler.

    http://www.goal.com/tr/ne...ikay%C4%B1-ge%C3%A7ebilir
    #36386177 :)
  • adem isimli erkeklerin çok güçlü olması

    1.
    çevremde gördüğüm, tanıdığım ne kadar adem isminde kişi varsa hepsi çok güçlü insanlar oldu. mahallemizde, okulda, askerde ve iş yerindeki ademler hep böyle çıktı ve düşündüm acaba her yerde mi böyle diye. isimlerin insanlar üzerinde etkisi olduğu çok aşikar. tıpkı taylan isimli çocukların yavşak olması gibi. ademler de güçlü.
    #36374508 :)
  • 15 temmuz da f 16 nın üzerine atlayan türk

    21.
    iş yerindeyim. videoyu akp li arkiye izlettim.

    - arki gel hele. darbe gecesi adamın biri çatıdan f16'ya atlamış.
    + hadi canım
    - gel la, bak nasıl atlayacak. şuan çatıda adam ve hooopp atladı gördün mü?
    + hey maşallah be, hey maşallah
    - iyi izle, sonra uçağı ele geçirecek.
    + kesin komando bu adam. yada allah katından bir güç geldi.
    - olum sen inandın lan.
    + niye ki? olamaz mı?
    - ulan gerizekalı nasıl olsun. hızına bak uçağın
    + insanın bazen gözü kararır kukla ve ne yaptığını bilmez. bu adamın da gözü dönmüş ve çatıya çıkıp atlamış. rabbim de yardım edince uçağa denk gelmiş, belki onun sayesine yüzlerce in..

    ***

    lan halen konuşuyor adam. ben bunu yazıyorum o halen beni ikna etmeye çalışıyor.

    olum nasıl arkadaşlarım var lan benim.
    #36373873 :)
  • survivorda kazanınca takımdaki karıya sarılmak

    9.
    anlıyorum ben bunları. bizim şirket geçen yaz halı saha turnuvasına katılmıştı. tüm personel desteklemeye gitmiştik. muhasebeden aynur diye bir kız vardı. askılı badi giymiş, hani şu göbeği açık olanlardan, sütyenle gelmiş sanki. öyle çıplak ki hoşuma gidiyordu dokunmak. oleyyy diye bağırıyoruz sarılırken. lalalala şaşaşa destek veriyoruz. sonra bizim takım gol atamaz oldu. 2. yarı rakip takım aldı eline sazı, talan ediyor bizim şirketi. gol üstüne gol yağdırıyor. sonra hakem düdük çaldı, oleyy dedim sarıldım aynura. kukla napıyon orta sahada faul kazandık sadece dedi. anlıyo fitboldan. dedim öyle deme aynur, aytekin burdan gol atacak içime doğdu dedim.

    yani ben özet geçeyim abi, insanlarda bi dokunma iç güdüsü vardır. otobüste bile yanına oturan kişiyle bunu yaşarsın. kızlarda da vardır bu. gerçek yani şaşırmamak lazım.

    sonra aytekin vurdu aut. 12-4 yenildi elendi mallar.
    #36346175 :)
  • yazarların evlerindeki oy dağılımı

    349.
    abim: hayır
    ablam: hayır
    ben: hayır
    annem: evet

    annemi odaya kilitledik. sırayla oy kullanmaya gidiyoruz. rabbim affetsin. bağırıyo içerde kadın.
    #36326644 :)
  • hayata dair iç burkan detaylar

    5932.
    askerlikten kalma ve üzerimden atamadığım kötü bir alışkanlığımdan dolayı bazen sabaha doğru uykum kaçar ve bir daha uyuyamam. sabah saat 7 ve yine terk edilmiş aşklar gibi kaçan kötü kalpli bir uyku ve üstü örtülü kafesin alt kısmından eğilip bana doğru bakan muhabbet kuşum çapkın.

    geceden örtüyorum üstünü, sabah car car ötüp uyandırmasın diye ama çoğu kez ben onu uyandırıyorum işte. açtım kapısını geldi kondu omzuma. o kadar moral veriyor ki bu kuş bana. o küçücük varlık adeta şarj ediyor o mutluluk hormonlarını bağrıma. dişlerimi fırçalarken bile inmiyor tepemden. fırçayı ağzımda sabit tutuyorum geliyo fırçaya konuyor. böyle böcül böcül bakıyoruz birbirimize. cicikuş diyor bana. pipicik diyor. güldürüyor burnumun dibinde.

    mutluyum bugün ve her zamanki gibi mutfağın penceresinden dışarıyı izliyorum. hem dişimi fırçalıyor hem de hava nasıl diye sokağı yokluyorum. aslında hiç acelem olmamasına rağmen yapı gereği aynı anda birkaç iş yapmak gibi pis bir huyum var. dişimi fırçalarken ocağa çay suyu koymak gibi...

    koydum suyu, kuşu da odaya bırakıp aldım montu. ekmek almaya fırına gidiyorum. hava karanlık. sıcacık ekmeğe yağ sürüp çok güzel kahvaltı yapmayı planlıyorum. hımm, sevgili gibi ocakta çay suyum da ateşli ateşli beni bekliyor. offf, değmen keyfime. mutluyum demiştim. öğleye doğru gideceğim işe.

    ama işte hayatım boyunca aşırı mutlu olduğum gün illa başıma bir şey gelir benim. yok diyorum bu sefer kendime. yok olum bugün kötü bir şey olmayacak, sen şartlandırıyorsun böyle kendini diyorum. ekmek poşeti elimde mahalleye yaklaşırken iki erkek ve bir kız ilişti o karanlık sokakta gözüme. uzun boylu erkek kızın kolundan tutup '' yürü işte kız, name yapma bana'' diyordu. diğer erkeğe baktım alaycı bir gülüş vardı yüzünde. kız ise çocuğun koluna vurup '' allah belanı versin senin'' diye ağlıyordu. heh işte dedim başlıyoruz...

    böyleyim abi ben. neşe içerisinde zıplaya zıplaya başladığım halı saha maçından bile sekerek çıkarım. mutluluk benim için buz devrindeki sincabın kovaladığı fındık gibi bir şey. o fındık her daim yanımda ama her daim ulaşılmaz. yakalıyorum. fuşyytt elimden kaçıyor...

    yalandan yere montun cebinden sigara çıkarıp yakma bahanesiyle bakıyorum gençlere doğru. bu sayede onları geçmeden olduğum yerde olayı çözmek istiyorum. çakmağı çakıp çakıp göz ucuyla bu gençleri kesiyorum. kız ağlayarak ayrıldı bunlardan. erkekler yolun aşağısına doğru, kız ise yukarıya ( bana doğru) yürüdü. sonra köşeyi dönen kız bir binanın kapı arası boşluğunda hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. tam karşımda ağlıyordu. ağladıkça sesi daha da yükseliyor, adeta yürek dağlıyordu. diğer 2 erkek ise yolun köşesinde durup kızın geri gelmesini bekliyor, beklerken de birbirlerinin omzuna vurup şakalaşıyorlardı.

    gözgöze geldim kızla. avucuyla göz yaşını sildi, sonra duvara yaslanıp olduğu yere çöktü. dizlerinin üstüne kafasını koyup ağlamaya devam ediyordu. 2 değil, 12 erkek olsa vız gelir. kızın yanına o bina girişine gittim ve karşısında çömelip '' neyin var senin anlatmak ister misin bana?'' dedim. kafasını kaldırıp yüzüme baktı. hıçkırıyordu bakarken. '' abi boş ver'' dedi. '' o çocuklar kim? istersen sana yardım edebilirim '' dedim. birden '' abiğğ '' deyip sarıldı. çömeldiğimden dolayı sarılırken üstüme düştü. o arada da binanın ışığı yandı ve dışarı yaşlı bir adam çıktı. kız üstümde, elimde ekmek poşeti, adam tepemizde...

    ne ayaksınız lan siz dedi? hayır yani bu durumun izahını gel de anlat adama. gardropta yakalansam daha inandırıcı cümleler bulabilirim ama şimdi '' abi kız çok acıkmış ben de fırından ekmek aldım, geldim ekmek yediriyorum kıza '' mı diyim. herkes şok zaten. usulca kızı tepemden indirdim. dayı dilini ısırıyor bakarken. tuttum kızı kolundan '' dayı sakin ol, olay sandığın gibi değil, bak işine sen '' falan deyip kızla yürümeye başladık. büyük ''le'' harfi şeklinde bir sokaktayız. biz l harfinin kısa kolunda eve doğru yürürken diğer iki çocuk ise l harfinin uzun tarafında bekliyor. yani bizi görmeleri imkansız.

    yolda yürürken tekrar kıza sordum. '' o çocuklar ne istiyor senden?'' dedim. '' abi sakın onlara bulaşma sen'' dedi. öyle derken eve geldik. '' yukarı çıkmak ister misin? ben de kahvaltı yapacaktım '' dedim. '' abi başını belaya sokmak istemiyorum, sağ ol '' dedi. '' güldürme beni '' dedim. tabii bunu derken hafiften yusuf yusuf atmaya başlamıştım. ulan güne bak sen ya? az önce diş fırçasında pipicik pipicik diyen bir kuş varken 15 dakka geçince, mafyaya musallat olduk...

    '' gel kahvaltı yapalım, iyice durumu anlat bana'' dedim. ikna oldu girdik eve. '' ev biraz dağınık kusura bakma '' dedim. önemli değil dedi. topladım çekyattan elbiseleri oturdu kız. '' bu da kuşum çapkın '' dedim. geldi çapkın omzuma kondu. '' senin dedim bekleyenin, kimin kimsen yok mu? '' dedim. ''yok'' diye cevap verdi. '' ağlama artık, yanımda güvendesin'' dedim. '' teşekkür ederim sana abi '' dedi. '' bak benim bile bir bekleyenim var, hadi bu kuş olmasa bile ocakta çay suyum bile beni bekliyor, senin hiç mi kimin kimsen yok '' dedim. '' abi ben 2 sene önce evden kaçtım, üvey babam şerefsizin tekiydi'' dedi.

    yer sofrasını hazırladım, oturduk sofraya ve uzun uzun konuşmaya başladık. annesi tarafından dışlanan, üvey babası tarafından tacize uğrayan ve çareyi istanbul'a kaçıp çalışmakta bulan ama sonu çakalların eline düşmüş bir ceylan olan 21 yaşında bir kız. mutluluk denen o fındık tanesi bu kız için çürümüş bitmiş bile. baya bir sohbet ettik... senelerdir içinde biriktirdiklerini tek tek kustu sofrada ve hiçbir midemi bulandırmadı o anlattıkça. bana bana dinledim...

    sohbet ederken pipicik pipicik demeye başladı çapkın. kızın gülümsemesi baharı müjdeleyen çiçekler gibi görülmeye değerdi. aynı anda gülüp birbirimizin yüzüne baktık. '' bu da benim sapığım işte. satın aldığım adamın çocukları öğretmiş bunu '' dedim. oysa yalan. yavruyken alıp ben öğrettim ona. hoşuma gidiyor pipicik demesi.

    öğleye kadar konuştuk kızla. ısındık, kaynaştık birbirimize. ben ona o da bana güvendi. işe gitme zamanı da gelmişti. '' istersen burada kalabilirsin, ben bakkaldan bir şeyler alayım ve bu günlük dışarıya çıkma sen, burada kal'' dedim. '' abi çok iyisin sen, teşekkür ederim sana '' dedi. belki duş almak ister diye plaj havlularının yerini gösterdim. laptopu önüne koydum. çapkın sana emanet görüşmek üzere deyip gittim.

    akşam 7 oldu çıktım işten. belki yine kalır diye diş fırçası aldım ona. dankek aldım çayla götürürüz diye, en lüksünden karışık çerez yaptırdım. elimde poşetler çıktım yukarıya. zile bastım açmadı. bir daha bastım yok. sanırım lavabodadır veya duymuyor dedim. cebimden anahtarı çıkarıp açtım kapıyı. kapının arkasına baktım ayakkabıları yoktu. şaşırdım. elimdeki poşetleri olduğu gibi yere bırakıp odaya girdim. odadaki çekmeceler dışarıdaydı. baba yadigarı kutunun içinde de 250 lira param vardı. almış parayı gitmiş. yok para. donakaldım. elimde tahtadan eski bir kutu ve 250 liraya kendini hiç eden bir kız. oysa her şeyi konuşmuştum onunla. kadın sığınma evine yerleşecekti. önce karakola gidip ifade verecek ve polis gözetiminde gizli bulunan sığınma evlerinden birine nakil olacaktı. korkma dedim. sığınma evlerinin yerini herkes bilmez. hatta tüm bunları onun yanında araştırmıştık. gerekli bütün bilgiyi beraber öğrenmiştik ama yok işte. gitti kız ve elimde bir kutu bakıyorum hâlâ.

    içim burkuluyor bakarken. büyük bir olasılıkla o iki çocuk da işin içinde olup dolandırılmıştım. önce kız bina girişinde üstüme düşerek cebimdeki parayı almak istemişti, para da olmayınca eve gelmeyi kabul etti ve evde çalabildiğini alıp çekti gitti. ya da yanılıyorum ne bileyim ama işte elimde kutu bakıyorum hâlâ. insanlık bu tahta kutunun içindeki 3 parça kağıt kadar zavallı mı? ya da şeref denen şeyin adı gerçekten para mı?

    bakıyorum kutuya. konuşmuyorum asla ama mutluyum da ha. çapkın geldi kondu omzuma.

    ''pipicik pipicik...''
    #35943533 :)
  • protest sanayici

    4001.
    bir gün bir erkeği özleyeceğim aklımın ucuna bile gelmezdi.

    ya ben yavaş yavaş ılıyorum. ya da gittikçe yaşlanıyorum.
    #35870565 :)
  • çöpten aldığı muzu çocuğuna veren anne

    1.
    http://galeri.uludagsozluk.com/r/1346449/+

    şu çocuğu görüyor musunuz? yaşıtları bisiklet pedalına basarken o çöp bidonunun tekerleğine basıyor. yaşıtları '' onu yemem, bunu yemem '' diye sofrada terör estirirken o çürümüş muza iştahla sarılıyor.

    acıtasyon yapmıyorum ben. hayatın gerçeği bu ki, tam da bu gerçeğe odaklanın istiyorum.

    anneyi görüyor musunuz orada?

    diğer anneler sinema sinema avm avm gezerken o çöp çöp, pazar pazar geziyor.

    bak bir daha koyuyorum çocuğu;

    http://galeri.uludagsozluk.com/r/1346449/+

    bir daha koyuyorum ki, hayattan acı acı ders alın istiyorum. asi olmayın, isyan etmeyin, önünüzdeki bilgisayarın, elinizdeki telefonun bile kıymetini bilin. şükredin abi. sadece çocuğun sağ ayağına iyi bakın.

    edit: şu alttaki yorumları okudum da bu sözlük iyice bitmiş. acıyorum ota boka trollük yapan o küçücük beyninize sizin. güya espiri yapacaklar. şakasını siktiklerim.
    #35860691 :)
  • kızına evet ismini veren aile

    4.
    ahaha bir de bu kız büyüyünce bununla evleniyormuş. olur mu olur.

    siz 15 temmuz şehitleri kenan sayın evet'i eşiniz olmaya kabul ediyor musunuz?
    - evettttttttttttttttt
    + efendim hayatım

    ahaha ulan ya.
    #35743578 :)
  • uludağ sözlük kızları

    2514.
    bu özel ve tüzel günde benden tüm sevgili sözlük kızlarına gelsin.

    evet efendim;

    https://www.youtube.com/w...7mPY&feature=youtu.be +

    muck. herkese bol şans.
    #35733245 :)
  • anın görüntüsü

    20017.
    bir hikayesi var bu görüntünün.

    öğretmen küçük yeğenime ödev vermiş '' herkes birine iyilik yapacak ve onu yarın sınıfta anlatacak '' demiş. '' ne olabilir bu iyilik? ne olur? '' diye ablamlar düşünürken aklıma kedi evi geldi. kedi evi yapalım dedim. nasıl yani? diye sordular. her hangi bir insana iyilik yapmayı düşünüyor onlar ve hemen karton alıp geldim. başladık yeğenle kartondan küçük bir kedi evi yapmaya. yaparken de anlatıyorum '' bu ev sayesinde kediler üşümeyecek, üstlerine yağmur, kar falan yağmayacak, çok mutlu olacaklar şeker '' diyorum. öyle heyecanlı kartonu tutuyor ki, alkışlıyor arada. bantları iştahla yapıştırıyor. hülasa sonunda kedi evini tamamlıyoruz.

    onların evinin önünde de sürekli duran bir kedi var. adı osman. yeğenim osman koymuş kedinin adını :') niye osman bilmiyorum. gittik bir de yem aldık osmana. su koyduk önüne ve karnını doyurduktan sonra hemen girdi osman yeni yuvasına. yeğenimi görseniz havalara zıpladı osman yuvaya girince. başardık biz. sonra sordu yeğen '' dayı, ya bu yuva çalınırsa, bozarlarsa yuvamızı '' dedi.

    hımmm, o zaman kapısına bir not yazalım yıkmasınlar yuvayı dedim. ne olsun not dedim ve yeğenim bunu buldu.

    http://galeri.uludagsozluk.com/r/1331542/+

    tatlım o benim ya. okula gidip arkadaşlarına anlatmayı heyecanla bekliyor.
    #35675455 :)
  • boşanmak

    230.
    boşanmak günümüzde artık o kadar basite indi ki, çiftlerin artık birbirlerine tahammülü kalmamış. bence bunun en büyük sebebi ise teknolojinin gelişmesi. imkanlar çoğaldıkça dert ve keder de artıyor. hem maddi hem manevi teknoloji sayesine yuvalar yıkılıyor. herkesin elinde cep telefonu ve çiftler birbirine aşırı ilgisiz. kimi okey masalarında takılıyor, kimi face'de takılıp çitflik oynuyor. biri bi çekyatta, diğeri öbür çekyatta kendi hallerinde takılıp gidiyorlar. muhabbet olmayınca da bıkkınlık, sıkıntı, ayrılık geliyor. bu sadece bir örnek ama öyle garip örnekler var ki, teknoloji sayesine daha yeni evlenmiş bir çiftin boşanmasına şahit oldum ben.

    ayfer ile metin. evlendikleri zaman gelin arabasında koca gidi am yazıyordu. o zaman anlamıştım bunların evliliklerinin uzun sürmeyeceğini. salak ikisi de.

    metin bizim şirkette çalışıyor. geçen mayıs ayında evlendiler ve şuan metin bana geldi. evi de ayferin üzerine yapınca kadın tekmeyi yapıştırmış götüne. ayrılıkları da öyle boktan bir sebep ki, duyunca gülmemek için etimi cimdikledim. hani bu metin boşanmalarını televizyon kanallarına falan anlatsa kısa sürede ekranların aranan yüzü olur. herkes konuşmak için sıraya girer.
    metin öküz.

    geçenlerde metin uyurken ayfer bunun telefonunu kurcalamış ve metin'i uyandırıp '' sen ne çeşit bir pisliksin şerefsiz herif'' diyerek telefonu kucağına atıp kendini odaya kitlemiş. açmamış kapıyı. sabah olunca defol git bu evden diye feryat figan bağırmış. ağlamış, kusmuş, çığlık atmış ayfer. metin defalarca özür dilese de ayfer hep kusmuş. metinin yüzüne bile bakmadan siktir git deyip durmuş ayfer.
    metin öküz.

    çünkü şirkette tolga diye bir arkadaş daha var ve tolga aşırı şişko olduğu için metin ona zayıflaması hususunda yardımcı oluyor. oynadığımız halı saha maçı kadrosuna bile tolga'yı yazdırdı. beraber havuza gidip yürüyüş falan yapıyorlar. baya sıkı dost ikisi. metin tolga'nın zayıflamasını çok istiyor. işte olay da bundan sonra başlıyor..

    tolga acıktığı zaman bizim salak metin onun midesini bulandırıp iştahını kapatıyor. böyle mal bi adam metin. şaka yapıyor şirkette. geçen işi biraz daha farklı boyuta katmak için '' ne zaman acıkırsan ve krizine girersen beni ara'' demiş. yaşam koçluğunu yapıyor tolga'nın.
    tolga da ayrı geri zekalı olduğu için bi akşam üstü metini aramış.

    metin de salak ya gitmiş yeni bi tuvalet fırçası almış. şaka yapacak mal. daha poşetinden çıkmamış bir fırça almış. tolga konuşmak için arayınca. 5 dakka sonra ara şuan işim var deyip kapamış teli. sonra yapacağı şaka için hazırlığa başlamış. tuvalet fırçasını çikolata sosuna batırmış ve tuvalete girip klozete oturmuş selfi çekinmiş. böyle dillemiş tuvalet fırçasını. sanki bok yalıyor kodumun malı. şişkoların götünü eritmek hoşuma gidiyormuş. sonra yaladığı fırçalı fotoyu yollamış tolga'ya. senin ben evveliyatını sikiyim diye dönüş yapmış tolga.

    karısı ayfer de metin'in bu fotoları ve tolgay'la olan yazışmaları okumuş;

    - metin bu ne lan?
    - bok o tolga. her gün yerim. aramızda kalsın.
    - lan yürü git. midem kalktı ya
    - öyle deme lan çok lezzetli, bi ye bak sürekli yersin.
    - ya uzak dur benden ya
    - cırcır olunca daha süper oluyor he, sarı sarı off
    - sorunlu musun lan sen?
    - öpeyim mi seni yarın.
    - lannnnnnnnnnnn

    bu şekil 7-8 satır muhabbet etmiş mallar. sonra metin tolga'nın yazdıklarına cevap vermeyip yatmış yatağa. amacı ertesi gün iş yerinde tolga'ya gerçeği anlatmakmış. hani bu gece yemek yemesin yarın anlatayım diye düşünmüş. karısı da telefonunu kurcalayıp görmüş bok yaladığı o fotoları ve muhabbeti falan. 1 saat açıklama yapmaya çalışmış ama dinlememiş ayfer. çünkü çikolata sosu döktüğü tencereyi dibi tutmasın diye yıkayıp yerine koymuş metin. işin daha da kötü tarafı o yaladığı fırçayı eskisiyle değiştirmiş. fırça da eskisinin aynısı, aynı renkteymiş. eskiyi de çöpe atmış. çikolata sosu kağıdı da içinde. çöpcüler de almış götürmüş hepsini. yani ortada metini aklayacak hiçbir şey kalmamış. metin yalvar yakar '' yalamadım ayfer, anam babam ölsün yalan söylüyorsam '' dese de karısı fırçayı o şeyin içinde tuvalette gördüğü için saçını yolmuş. yalamışın işte bak burda fırça demiş. kusmuş lavaboya kadın. sürekli kusmuş. gözleri kızarmış kusmaktan. orospu çocuğusun metin, zaten sabunu da kıllı bırakıyorsun, klozette de kıllar oluyor, pislik herifin tekisin sen demiş. araları da limoni olunca bu olay da tuz biber olmuş. metin paket.

    duyunca iyi bok yedin metin dedim. abi ne yapayım şaka yapmak istedim ama olay çok farklı hale geldi. tolga zayıflayacağına karım kusmaktan zayıfladı. çözüm yolu yok, dilekçeyi vermiş ayfer dedi. ulan bu şekil boşanma mı olur ya. boşanmanın da bi ırbı bi adabı olmalı.

    - biz boşanmak istiyoruz hakim bey
    - sebep?
    - bu adam bok yiyor.
    - doğru mu bu?
    - valla aslında o çikolata so.. offf neyse, nereyi imzalıyoruz.

    yok yok. ben boşatmam bunları. devreye gireceğiz artık. ben de çişimi içiyorum ne var ki bunda yenge derim. eheh. kadın pert.
    #35656007 :)
  • 29 ocak 2017 kayserispor fenerbahçe maçı

    95.
    sergen yalçın takımını fenerbahçe maçına hazırlarken;

    http://galeri.uludagsozluk.com/r/1323208/+
    #35576654 :)
  • elinde telefonla yürüyen kız

    8.
    allahın geri zekalıları.

    http://galeri.uludagsozluk.com/r/1320193/+
    #35547341 :)
  • yeni şeyler getiriyorum